|
|
Benjamin Franklin’in “tasarruf
edilmiş bir penny, kazanılmış bir penny’dir” dediği
bilinir. Diğer bir deyişle, siz, eğer o Fransız yemekleriyle
meşhur restoranda arkadaşınızla romantik bir yemek yiyerek 30
milyon harcamaktan kaçınırsanız, sanki çalışıp 30 milyon kazanmış
gibi mali güce sahip olursunuz.
Benjamin Franklin’in cümlesi günümüzde yanlış. Günümüzde tasarruf
ettiğiniz her lira, kazandığınız her liradan daha değerli. Şöyle
açıklayayım: 30 milyon TL harcamazsam cüzdanımda 30 milyonum olur.
Gelir yönünden aynı sonuca varabilmem için 30 milyon TL’den daha
fazla kazanmam gerekiyor. Çünkü, gelir vergisi, SSK primi,
tasarruf teşvik fonu kesintileri sonrasında elime geçen net gelir,
brüt gelirimin yaklaşık yarısı. Tabii, yılın hangi ayında
bulunduğumuza göre kümülatif vergi matrahı değiştiğinden vergi
oranları da değişiklik gösterebilecek. Olsun. Sonuçta elime 30
milyon TL net para geçmesi için 60 milyon TL kazanmam gerekiyor.
Görüldüğü gibi, aslında “tasarruf edilen her lira,
kazanılmış iki liraya eşdeğer”. Tabii, bu arada Benjamin
Franklin’e haksızlık etmeyelim. Onun yaşadığı 1700lü yıllarda
gelir vergisi yokmuş! Eğer, harcamayı kredi kartıyla yaparsanız,
durum daha da kötüleşebilir. Diyelim ki, şahane yemeğin
faturasını (fatura almayı sakın unutmayın!) kredi kartınızla
ödediniz. Eğer siz her ay kart bakiyesinin tümünü ödemiyorsanız,
30 milyon TL’lik yemek için sizin 60 milyon TL’den fazla
kazanmanız gerekecek, 70 milyon TL, 80 milyon TL, belki de 100
milyon TL. Yemek bittikten, siz o şahane geceyi unuttuktan, belki
de arkadaşınızdan ayrıldıktan sonra dahi yemeğin parasını hâlâ
ödüyor olabilirsiniz! Nasıl mı? Eğer kart bakiyenizin tümünü her
ay ödemiyorsanız...
Bankalar, her ay sadece “ödenmesi gereken en az miktarı” ödeyen
müşterilerini çok severler... Hem faiz kazandıklarından, hem de
kart bakiyesi her ay arttığı için. “En az ödenmesi gereken
miktarı” özellikle düşük tutarak sizin aklınızı çelmeye
bayılırlar. Yıl sonunda doldurduğumuz “vergi iadesi formlarında”
faiz giderlerinin bulunmadığına dikkatinizi çekmek isterim. Tüm şirketler, bankalardan aldıkları kredilerin
faizlerini gider olarak yazabilirken, biz çalışanların böyle bir
hakkı yok... Maliye Bakanlığı ile bankalar işbirliği içinde
sanki...
Zor
günler ve emeklilik dönemi için yatırım yapmaya başlamadan önce,
size yapacağım öneri şu: “İlk adım olarak tüm kredi
kartlarınızın bakiyelerini sıfırlayın!” Ekstrelerinizi çok
dikkatli takip edin ve tüm bakiyeyi son lirasına kadar her ay
ödeyin. Kredi kartlarınızı ödemeleri geciktirmek için kullanın,
faiz ödemek için değil!
İşte
reçetesi: Hesap kesim tarihleri farklı günlerde olan 3 kartınız
olsun. (Bankalara müracaat edip hesap kesim tarihinizi
değiştirebiliyorsunuz.) Birinci kartın hesap kesim tarihi ayın 1i,
ikincisinin ayın 10u, üçüncüsünün ayın 20si olsun. Ayın 1 – 10
arası birinci kartı, 11 – 20si arası ikinci kartı, 21 – 30u arası
üçüncü kartı kullanmalısınız. Böylelikle tüm ödemelerinizi
yaklaşık 1 ay geciktirerek % 3 – 5 arası tasarruf yaparsınız.
Enflasyon düştükçe bu oran aşağı inecektir. Ama, reel faiz
oranlarının yüksek seyrettiği dönemlerde, kart bakiyenizi
ödeyeceğiniz güne kadar bankada (veya aracı kurumda) tuttuğunuz
paranıza yüksek faiz kazanırsınız.
Hem kart bakiyeleriniz sıfır değil, hem de bankada (veya aracı
kurumda) paranız varsa çok büyük hata yapıyorsunuz. Kredi
kartlarındaki bakiye için bankalar % 9 civarında aylık faiz
uyguluyorlar. Herhangi bir yatırım aracıyla aylık net % 9
kazanmanız hiç de kolay bir iş değildir. Demek ki, kart bakiyenizin tümünü ödeyerek aylık % 9 faiz
masrafını sıfırlarsanız, aslında siz ayda net % 9 kazanan
bir yatırım yapmış oluyorsunuz!
Kredi
kartlarınızdaki limitlerinizin artması “acil durumlar” için güzel
bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ama, limitinizin artması
sonucu sizin aydan aya devreden kart bakiyeniz de artıyorsa, artan
faiz ödemeleri ile aslında siz fakirleşiyorsunuz... T.C.
Hükümetinin durumunu hatırlayalım. Geçmiş dönemlerde biriktirilen
borçların anaparasını ve faizini ödemek için gereken borçlanma
girdabından bir türlü kurtulamıyor. 10 –15 yıl önce alınan
borçlarla o dönemde geçici bir zenginlik dönemi belki yaşandı...
Ama borçları ödemek için bugün giderlerde kısıntı yapmak
zorundalar... Gazetelerde okuyorsunuzdur, “faiz dışı bütçenin
fazla vermesi” gerekiyor...
Kredi
kullanımı, dikkat edilmediği takdirde bağımlılığa yol açar...
Eroin bağımlısının eroinin içtikten sonra kendini geçici bir süre
çok mutlu ve iyi hissetmesi gibi, siz de krediyle yaptığınız
alışverişlerde mutluluk duyabilirsiniz... Ama, bir ay sonra ekstre
geldiğinde tüm bakiyeyi ödeyemiyorsanız, faiz ödemeleri sonucu
fakirleşme yolunda ilerliyorsunuz demektir...
Gerçi şu sıralarda İstanbul
Menkul Kıymetler Borsası üzerinde kara bulutlar dolaşıyor ama,
hisse senetlerine yatırım yapmak, hazine bonosu almak gibi
yatırımı düşünmeden önce, lütfen kredi kart bakiyelerinizi
sıfırlayın... |
|