tekhne - scientia - praksis - gnosis - relatio
            claritas - unitas - integritas - consonantia

cogitate incognitum

düşünülmeyeni düşün

ENGLISH

Dr.  M. Atilla Öner

Özgeçmiş

Tartışma Listeleri

Makaleler

Bildiriler

Yönetilen Tezler

Yazılar ve Raporlar

 

< ANA SAYFA

 

< GERİ

 

Ekim 1998

KART BAKİYELERİNE DİKKAT

Hülya Saydamer Öner

 
 

Benjamin Franklin’in “tasarruf edilmiş bir penny, kazanılmış bir penny’dir” dediği bilinir. Diğer bir deyişle, siz, eğer o Fransız yemekleriyle meşhur restoranda arkadaşınızla romantik bir yemek yiyerek 30 milyon harcamaktan kaçınırsanız, sanki çalışıp 30 milyon kazanmış gibi mali güce sahip olursunuz.

Benjamin Franklin’in cümlesi günümüzde yanlış. Günümüzde tasarruf ettiğiniz her lira, kazandığınız her liradan daha değerli. Şöyle açıklayayım: 30 milyon TL harcamazsam cüzdanımda 30 milyonum olur. Gelir yönünden aynı sonuca varabilmem için 30 milyon TL’den daha fazla kazanmam gerekiyor. Çünkü, gelir vergisi, SSK primi, tasarruf teşvik fonu kesintileri sonrasında elime geçen net gelir, brüt gelirimin yaklaşık yarısı. Tabii, yılın hangi ayında bulunduğumuza göre kümülatif vergi matrahı değiştiğinden vergi oranları da değişiklik gösterebilecek. Olsun. Sonuçta elime 30 milyon TL net para geçmesi için 60 milyon TL kazanmam gerekiyor. Görüldüğü gibi, aslında “tasarruf edilen her lira, kazanılmış iki liraya eşdeğer”. Tabii, bu arada Benjamin Franklin’e haksızlık etmeyelim. Onun yaşadığı 1700lü yıllarda gelir vergisi yokmuş! Eğer, harcamayı kredi kartıyla yaparsanız, durum daha da kötüleşebilir. Diyelim ki, şahane yemeğin faturasını (fatura almayı sakın unutmayın!)  kredi kartınızla ödediniz. Eğer siz her ay kart bakiyesinin tümünü ödemiyorsanız, 30 milyon TL’lik yemek için sizin 60 milyon TL’den fazla kazanmanız gerekecek, 70 milyon TL, 80 milyon TL, belki de 100 milyon TL. Yemek bittikten, siz o şahane geceyi unuttuktan, belki de arkadaşınızdan ayrıldıktan sonra dahi yemeğin parasını hâlâ ödüyor olabilirsiniz! Nasıl mı? Eğer kart bakiyenizin tümünü her ay ödemiyorsanız...

Bankalar, her ay sadece “ödenmesi gereken en az miktarı” ödeyen müşterilerini çok severler... Hem faiz kazandıklarından, hem de kart bakiyesi her ay arttığı için. “En az ödenmesi gereken miktarı” özellikle düşük tutarak sizin aklınızı çelmeye bayılırlar. Yıl sonunda doldurduğumuz “vergi iadesi formlarında” faiz giderlerinin bulunmadığına dikkatinizi çekmek isterim. Tüm şirketler, bankalardan aldıkları kredilerin faizlerini gider olarak yazabilirken, biz çalışanların böyle bir hakkı yok... Maliye Bakanlığı ile bankalar işbirliği içinde sanki...

Zor günler ve emeklilik dönemi için yatırım yapmaya başlamadan önce, size yapacağım öneri şu: “İlk adım olarak tüm kredi kartlarınızın bakiyelerini sıfırlayın!” Ekstrelerinizi çok dikkatli takip edin ve tüm bakiyeyi son lirasına kadar her ay ödeyin. Kredi kartlarınızı ödemeleri geciktirmek için kullanın, faiz ödemek için değil!

İşte reçetesi: Hesap kesim tarihleri farklı günlerde olan 3 kartınız olsun. (Bankalara müracaat edip hesap kesim tarihinizi değiştirebiliyorsunuz.) Birinci kartın hesap kesim tarihi ayın 1i, ikincisinin ayın 10u, üçüncüsünün ayın 20si olsun. Ayın 1 – 10 arası birinci kartı, 11 – 20si arası ikinci kartı, 21 – 30u arası üçüncü kartı kullanmalısınız. Böylelikle tüm ödemelerinizi yaklaşık 1 ay geciktirerek % 3 – 5 arası tasarruf yaparsınız. Enflasyon düştükçe bu oran aşağı inecektir. Ama, reel faiz oranlarının yüksek seyrettiği dönemlerde, kart bakiyenizi ödeyeceğiniz güne kadar bankada (veya aracı kurumda) tuttuğunuz paranıza yüksek faiz kazanırsınız.

Hem kart bakiyeleriniz sıfır değil, hem de bankada (veya aracı kurumda) paranız varsa çok büyük hata yapıyorsunuz. Kredi kartlarındaki bakiye için bankalar % 9 civarında aylık faiz uyguluyorlar. Herhangi bir yatırım aracıyla aylık net % 9 kazanmanız hiç de kolay bir iş değildir. Demek ki, kart bakiyenizin tümünü ödeyerek aylık % 9 faiz masrafını sıfırlarsanız, aslında siz ayda net % 9 kazanan bir yatırım yapmış oluyorsunuz!

Kredi kartlarınızdaki limitlerinizin artması “acil durumlar” için güzel bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ama, limitinizin artması sonucu sizin aydan aya devreden kart bakiyeniz de artıyorsa, artan faiz ödemeleri ile aslında siz fakirleşiyorsunuz... T.C. Hükümetinin durumunu hatırlayalım. Geçmiş dönemlerde biriktirilen borçların anaparasını ve faizini ödemek için gereken borçlanma girdabından bir türlü kurtulamıyor. 10 –15 yıl önce alınan borçlarla o dönemde geçici bir zenginlik dönemi belki yaşandı... Ama borçları ödemek için bugün giderlerde kısıntı yapmak zorundalar... Gazetelerde okuyorsunuzdur, “faiz dışı bütçenin fazla vermesi” gerekiyor...

Kredi kullanımı, dikkat edilmediği takdirde bağımlılığa yol açar... Eroin bağımlısının eroinin içtikten sonra kendini geçici bir süre çok mutlu ve iyi hissetmesi gibi, siz de krediyle yaptığınız alışverişlerde mutluluk duyabilirsiniz... Ama, bir ay sonra ekstre geldiğinde tüm bakiyeyi ödeyemiyorsanız, faiz ödemeleri sonucu fakirleşme yolunda ilerliyorsunuz demektir...

Gerçi şu sıralarda İstanbul Menkul Kıymetler Borsası üzerinde kara bulutlar dolaşıyor ama, hisse senetlerine yatırım yapmak, hazine bonosu almak gibi yatırımı düşünmeden önce, lütfen kredi kart bakiyelerinizi sıfırlayın...