tekhne - scientia - praksis - gnosis - relatio
            claritas - unitas - integritas - consonantia

cogitate incognitum

düşünülmeyeni düşün

ENGLISH

Dr.  M. Atilla Öner

Özgeçmiş

Tartışma Listeleri

Makaleler

Bildiriler

Yönetilen Tezler

Yazılar ve Raporlar

 

< ANA SAYFA

 

< GERİ

 

14 Ocak 2003

YÖK Hakkında...

 
 

YÖK tartışılırken değişik boyutlar birbirleriyle karıştırılıyor. Aşağıda farklı başlıklar altında tartışmaya katkı yapmaya çalışacağım.

YÖK'Ü PROFESÖRLER KONTROL EDİYOR

Önce bazı tespitler yapalım. Kurulun %75i profesörlerden oluşuyor.
Profesörler "karar çoğunluğu"na sahipler. Hepsi de üniversitelerden geldiğine göre "YÖK içinde ortaya çıkan anlayış ve davranış değişikliği"nin nedenlerini irdeleyip anlamamız gerekir. Mevcut veya ayrılmış YÖK üyeleri hatıralarını kamuoyuyla paylaşırlarsa iyi olur.

TC DEVLETİNİN TEMSİLCİSİ

Kamu üniversitelerinin gelirlerinin ezici bir payı devlet tarafından karşılandığına göre devletin bu kuruluşların performansını yine o kuruluşların elemanlarından (profesör) oluşan bir kurula denetlettirmesi çok doğal. Herkes bir yerlere hesap vermeli. Herhalde üniversiteler TC Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Genel Müdürlüğü'ne hesap vermek istemezler...

BÜROKRATİK HASTALIK

Türk bürokrasisinda hakim olan "yeni faaliyet alanları yaratarak varlığını güvence altına al" yaklaşımı YÖK için de geçerli. "YÖK Stratejik Araştırmalar Merkezi" hemen kapatılmalı ve birden fazla devlet üniversitesinde aynı amaçlara hizmet edecek birimlerin oluşturulması daha doğru olacak.

TEZLERE ULAŞIM

YÖK tüm lisansüstü tezlerin takibini yapan bir nokta olarak tezlerin kopyalarına ulaşımı kolaylaştırmalı. YÖK'ün en önemli görevlerinden birisi, ülke içinde "bilginin yayılmasını kolaylaştırmak" olmalı. Yan işlere odaklanmaktan aslî işlere vakit kalmıyordur.

YANLIŞ BEKLENTİ: MERKEZİYETÇİLİK

Kamu üniversitelerinden gelip YÖK üyesi olan kişilerin "merkeziyetçi" anlayışı bırakmaları nasıl sağlanabilir?

Tüm üniversitelerin aynı yapıya sahip olmalarını istemek büyük saçmalık. Ne yazık ki, sadece YÖK üyeleri değil, kamu üniversitelerindeki çok sayıdaki öğretim üyesi aynı düşünceye sahip.

A üniversitesinde B kişisinin akademik derecesinin yükseltilmesi C üniversitesindeki D'yi niye ilgilendiriyor? Toplum, hangi üniversitedeki hangi öğretim üyesinin ne yaptığını ve hangi yeteneklere sahip olduğunu takip eder ve değerlendirir. Vestel ile Arçelik aynı şekilde mi genel müdür atıyor?

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİ SAYILARI

Tüm organizasyonlar için geçerli olduğu gibi, üniversitelerin de belli sayının üstünde öğrenci ve elemana sahip olması yanlış ve yararsızdır. 60000 kişilik bir üniversiteyi hiç kimse yönetemez. Akademik kültür birliği sağlayamaz. Buradaki "sihirli rakam" bence 10000 civarı olmalı.

Coğrafî olarak birbirinden uzak noktalara yayılmış olmak da "üniversiter" ortamı ortadan kaldırır. "Kampüs" fikrinin arkasında, yüzyüze görüşmeleri ve fikir alışverişini mümkün kılma fikri yatar...

ÜNİVERSİTE YOĞUNLAŞMASI

YÖK, üniversitelerin İstanbul'da yoğunlaşmasına izin vererek "yerel kapasite geliştirilmesinin tüm yurt sathına anlamlı bir şekilde yayılmasını" engellemiş durumda...

DİL PROBLEMİ

Türkiye'mizin sorunlarının çözümüne yönelik araştırma yapsanız bile akademik puan kazanabilmek için İngilizce makale yazıp yurtdışında yayımlamamız gerekiyor. Bir çalışmayı hem Türkçe, hem de İngilizce yazmak büyük yük; tüm zorlamalara rağmen tez öğrencilerimin tümünden bu çalışmayı sağlayamadım. Bence çoğu öğretim üyesi de sağlayamıyor. YÖK çözüm geliştiremedi.